30 Mayıs 2013 Perşembe

Anı yaşamayı öğrenmek gerek...


                                        


Zaman zaman  yaşantımızdan ve yaşadıklarımızdan kendimizi sorumlu tutarız.Sorumlu tutmakla beraber ne yazık ki olumlu yaşantılardaki pozitif etkilerimiz görmediklerimiz olurken,olumsuz yaşantılardaki tüm negatif etkileri üstleniriz sebepsizce.Her insanın karakter, yaşayış ve düşünce biçimi farklılıkları olduğunu kabul etmeyiz.Bu farklılıkları kendimize göre doğru bildiklerimizle değiştirmeye veya düzeltmeye çalışırken epeyce çaba sarf ederiz.Zamanla yorulur, yıpranır ve harcadığınız çabanın faydasız olduğunu gördüğümüzde hayal kırıklığı yaşarız.Ve sonuç kendimizi mutluluğu hak etmeyen olarak tanımlamak olur çoğu zaman.Çevremizdeki ilişkide olduğumuz kişilerin bazılarını seçebilirken bazılarını ise seçemeyiz.Seçemediklerimiz annemiz, babamız, aile bireyleridir.Arkadaş, eş, iş ve dostlarımız seçme hakkımızın bize bırakıldığı kişilerdir.Yanlış seçimler yapılmış olabilir.Tecrübe yaşarken ediniliyor.Acıyı, hüznü tecrübe etmek biraz daha zor.Bu kişilerle ilgili yaşantılarımızda  herkesin yetişkin bir birey olduğu davranışlarından, yaşadıklarından kendilerinin sorumlu olduğu gerçeğini ve sonuçlarına onların katlanması gerektiği gerçeğini kabullenmek yerine bir suçlu arar ve buluruz.Genelde kendimizi suçlarız.Hayatınızdaki ve çevrenizdeki yaşanılan her şeye kapıları kapatalım demiyorum.Özür dilemesi gereken siz değilken karşı taraftan özür dilemeyin.Özrü hak ettiğinizi düşünüyorsanız özür bekleyin. Dilemiyorsa da takılmayın.Ömür boyu ilişkide olacağımız ihtimal olan kişilerin doğrularını, yanlışlarını, davranışlarını ve yaşantıları kontrol edemezsiniz.Kader denilen bir şeyin olduğunu unutmayın.Geçmişe ait iyi veya kötü yaşanılan hiç bir şeyin değişmeyeceğini bilerek geçmişe takılıp günü yaşamaktan vazgeçeriz hep.Bir karar verdiyseniz ve sorun olarak gördüğünüz şeyi geçmişte bırakmak istiyorsanız bir tavsiyem var.Kendinize bir çöp kutusu edinin.Bozulmuş peyniriniz dolapta durdukça kötü koku yayacak bir süre sonra belkide böceklenerek çevresindeki gıdaları da  bozmaya başlayacak.Buna izin vermeden atın.Elbette ne attığınızı bilecek ve unutmayacaksınız.Ama bunu sadece siz istediğinizde hatırlayacaksınız.Geçmişteki çöpe attıklarınız geleceğinizi huzurla yaşamanızı sağlayacak ilk adım olacak.Deneyin ve rahatlayın.

Teşekkürler:) Bu teşekkür yerine ulaştı umarım.


30 Ocak 2013 Çarşamba

Anne....

Dört harfli  en anlamlı, yokluğunu en çok hissedeceğimiz kelime anne'dir.Uğramasanda öylece yerinde kalsın, kırılmasın, karşılık beklemesin isteriz.Zaten böyle bir niyet içinde değildir onlar.Korumacı, duacı, şifacıdır onlar.Kaç kere gittiğini hatırlamazsın kanadını sardırmak için.Her seferinde ilk gittiğin gün gibidir sarar seni.Elleri, hep istediğinde ellerinde olsun istersin, onun istediği zamanda yanında olamasanda.Benim dersin, benim annem...
 Annem dediğimde düğümleniyor boğazım.Çaresizlikte tevekkülü, yoksullukta şükrü, sabrı, teslim olmayı öğretendir annem.Allaha sığınmanın huzurunu öğretende odur.Saklardı, gizlerdi çektiği zorlukları bilmezdi kimse.Nasıl bir hayat yaşıyor, ne veriyor ne alıyor,ne katıyor ne eksiltiyor hepsi bir gizemdi annemde.Gülen gözlerinde bir hüzün olduğunu bilirdim.Annem gözleri dolunca bulunduğu yerden kaçandır.
 23 Ocak 2013 Çarşamba günü annem annesini kaybetti.Anneannemiz hakkın rahmetine kavuştu.Başka bir şehirde yaşaması nedeniyle malesef çok sıcak ilişkiler kuramadığım anneannemin ölümü elbette çok üzdü hepimizi.Ama birisi vardıki evimizde artık kanadı kırıktı.Bir tarafı eksikti.Gözleri hep buğuluydu.Metanetli duruşu, kabul edişi bile üzüyordu beni.Annem çok üzgün ve ben mutlu olabilmesi için hiç bir şey yapamıyorum.Annem annesini kaybetti ve bizden dilediği tekşey annem için dua edindi.Menfaat gütmeden evlatlarını seven, saran tüm anneler ve canım annem Allah sizinle olsun.